Koleksiyon 3 Sergisi
Sunuş
2005 Ekim ayında ilk
kez Başkentli sanatseverlere ve üniversite bünyesine kapılarını açan
Hacettepe Sanat Müzesi, Hacettepe Üniversitesi’nin Merkez yerleşkesinde
geleceğin belleğini çağdaş bir vizyona/gösterime sahip kendi
bünyesindeki sanat müzesinde oluşturma adına kurulmuştur. Müzeler,
kültürel varlıkların korunması konusunda özel bir önem arz eder.
Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanına kadar müze kurma çalışmaları sınırlı
kalmıştır. Bu müzelerdeki koleksiyonları meydana getiren yapıtların
büyük çoğunluğu 1935’lerden itibaren başlayan arkeolojik kazılar sonucu
çıkarılmış ve genellikle Anadolu’daki uygarlık çağlarına aittir.
Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk'ün kültür varlıklarının
araştırılıp ortaya çıkarılmasına ve müzelerin ülke çapında
yaygınlaştırılmasına verdiği önem nedeniyle çağdaş Türk müzeciliği büyük
bir gelişme göstermiştir. Taşınabilir kültür varlıkları “arkeoloji” ve
“etnografya” adı altında sadece büyük şehirlerde değil eş zamanlı olarak
Anadolu’da da kurulan müzelerde koruma altına alınıp, depolanarak ve
sergilenerek ziyaretçi kabulüne başlanmıştır. Plastik sanatlar alanında
da durum aynıdır. Yalnız bir farkın altını hemen burada çizmekte yarar
var: “resim-heykel müzeleri etnografik ve arkeolojik yapıtların
değerlendirildiği müzelerden farklı olarak ilk çıkışlarındaki hızları
zaman içerisinde kaybetmişler ve kan kaybına uğramışlardır.” Resim ve
Heykel Müzeleri’nde, batı geleneğindeki Türk plastik sanatlarının
başlangıcından bugüne kadarki nadide örneklerinin yer aldığı ülkemizin
en önemli koleksiyonları belgelenmekte, korunmakta, sergileme yoluyla
sanatseverlere ve araştırmacılara sunulmakta, gelecek kuşaklara
bozulmadan aktarılabilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Ülkemizdeki
kısa özgeçmişine rağmen plastik sanatlar alanında yine de sanat
yapıtlarının ve sanatçıların ürettikleri imgelerin çözümlenmesi, farklı
gözlerle okunması ve yazımı, belli bir kavramsal çerçeve içinde sunumu,
sanat koleksiyonlarının açığa çıkması ile olanaklı kılınmalıdır. Bu
nedenle üç yıl önce temellerini attığımız Hacettepe Sanat Müzemizin
“Koleksiyon 3” adlı yeni sergisine sizlerle birlikte tanıklık
etmekteyiz.
Hacettepe Sanat Müzesi’nin bugünlere kadar ulaşan ve “Koleksiyon 3”
sergisiyle yeni bir anlam kazanan koleksiyonu büyük çabalarla, özveriyle
ve özellikle de sanatçılarımızın bizlere olan inancı ve desteğiyle ancak
küçük bir harcamayla oluşturulmuştur. Büyük bir çoğunluğunun Hacettepe
Üniversitesi depolarından veya hastaneye yapılan bağışlarla müzemize
aktarılan gerekli koruma, temizlik işlemlerinden geçtikten sonra
“Koleksiyon 1” de yer almıştır. Bugün aramızda olmayan Türk resminin
kilometre taşı olan Neşet Günal’a, Sabri Berkel’e, Feyhaman Duran’a,
Cevat Dereli’ye, Pertev Boyar’a, Nurettin Ergüven’e, İhsan Cemal
Karaburçak’a ait tablolarımızın müzemizin haklı gururudur. Böyle bir
birikilme başlayan müzemize olan inancımız Danışma Kurulumuzun
belirlediği sanatçılarımızın özverili bağışlarıyla bugünlere kadar
ulaşmıştır. Hacettepe Sanat Müzesi’ne yurtdışında yaşana sanatçılarımız
ve yabancı sanatçılardan da oldukça büyük destek ve ilgi geldi. Bağış
yoluyla da müzemize önemli sayıda yapıt sağlanmıştır. Ekim 2005 tarihi
itibariyle müze demirbaşında kayıtlı olarak 200’ün üzerinde yapıtımız
mevcuttur. Sanatçılarımızdan gelen destek hala daha devam etmektedir.
Müzemizin ana görevi koleksiyonundaki yapıtları korumak özellikle genç
nesilden oluşan ziyaretçilerine Türk Plastik Sanatları’nın seçkin
isimlerini izlemelerine olanak tanımaktır. 2005 yılından bu yana
Hacettepe Sanat Müzesi’ni şehir içinden ve şehir dışından olmak üzere
2000 ziyaretçi gezmiştir. Bu sayı minimum ölçekteki Hacettepe Sanat
Müzesi için yeterlidir ve gururumuzdur. Aynı zamanda bu yıl TÜYAP 17.
İstanbul Sanat Fuarı’nda Hacettepe Üniversitesi, Hacettepe Sanat Müzesi
“Koleksiyoner Kurum” ödülü ile onurlandırılmıştır.
Sözü bağlarken kalıcı ve kapıları her zaman açık bir müze kurmak ve
yaşatmak ilkesiyle yola çıktığımızı yeniden vurgulamak istiyorum. Bu
bağlamda bir müzenin kurulması kadar içinde taşıdığı değerlerin yani
koleksiyonunun da önemli olduğuna inancımız doğrultusunda oluşturduğumuz
danışma kurulumuzla bir koleksiyon politikası ve vizyonunda
ilerlemekteyiz. Koleksiyonumuzu geliştirirken onu yaşatmanın ve geleceğe
gerçek değeriyle hazırlamanın inancı her geçen gün katlanmaktadır. Ekim
2005 tarihinden bu yana Hacettepe Sanat Müzesi’nde gerçekleşen Güzel
Sanatlar Fakültemizin “Mezuniyet Sergileri” ve “2. Uluslarası Ekslibris
Yarışma” sergisi haklı gururumuzdur.
İlk müzeciliğin temelinin atıldığı günlerden bugünlere sanat tarihi
açısında da yeterince müzelerimize önem verilmediğini düşünerek ve bu
bilinçle hareket ederek belgelemeye yönelik çalışmalarımızda ve Türk
Plastik Sanatları’na ait tarihsel verileri müzemizde toplama ve
değerlendirme çalışmalarına da öncelik tanımaktayız. Bu bilinçle geçen
bir yıllık zaman içerisinde daha önceki müze Kitabımızda da duyurduğumuz
gibi “Koleksiyon 3” sergimizi belgeleyerek ve sergilemeye hazır duruma
getirerek sizlere sunmaktayız. Bugünün çağdaş müzelerinin kimliğinin üç
ana hedefi olan araştırma, koruma ve iletişime yönelik çalışmalarımız
gelecek yıllarda da kesintiye uğramadan devam edecektir.
Son sözümüz yine Hacettepe Üniversitesi olarak geleceğe aktaracağımız
sanat belleğimizin “yarın bugünden kurulur” felsefesinden hareket
ettiğimiz olacaktır. Şehrimizde bir öncü olacağına, sanatı ve
sanatçıları her alanda çatısı altında barındırıp destekleyeceğine olan
umudumuz yeşermeye başladığını vurgulayarak, Hacettepe Sanat Müzesi’nin
gelecekte gerçekleşecek olan yeni sergileri ve projeleriyle sanatı ve
sanatçıyı desteklemeye devam edeceğini, Başkentimizdeki Çağdaş Sanat
Müzeciliği’nin ilki ve daha sonraki atılımların öncüsü olacağını yeniden
belirtmek isterim.
Geleceğimizin sanatla dolu olması dileğiyle…
Prof. Dr. Tunçalp Özgen
Rektör
Müzemiz başarılı sanatsal etkinliklere ev
sahipliği yapmayı sürdürecektir.
Hacettepe Sanat Müzesi, Ekim 2005 tarihinden bu yana müzecilik adına iyi
niyetli bir girişim olarak Başkent’te oldukça zorlu bir yolculukta
olduğunu “Koleksiyon 3” sergisi ile bir kez daha göstermiş oluyor.
Başkent’teki kapıları “sanat müzesi” olarak amacımızı bir kez daha
anımsayalım: “Çağdaş müzelerin, Türkiye’deki konumu ve yerinin
belirlenmesinde ‘yaşayan müze’ ilkesinin ışığında kurulan Hacettepe
Sanat Müzesi, görev ve sorumluluğunun bilinciyle eyleme dönüşen her
düşüncenin arkasındadır. Öncelikle Başkent sanat ortamına yeni bir
soluk kazandırmak için ‘müzecilik’ konusuna önem vermektedir. ‘Çağdaş
Müze’ kimliğinin oluşması ve bunun altında yatan bugünün geleceğe
aktarılması için özünden beslenerek gelecek adına koleksiyonunu
oluşturmaktadır.”
Türkiye’de IX. yüzyıldan günümüze önemli örnekleri ilk olarak
İstanbul’da karşımıza çıkan, kurulma amaçlarının başında plastik
sanatlar alanındaki somut verilerin bir araya getirilmesi, sergilenmesi
ve korunup gelecek kuşaklara aktarılması görevlerini üstlenen sanat
müzelerimizin sayısı, ülke nüfusu ve il sayısı düşünüldüğünde çok düşük
ölçekte kalmıştır. Bununla birlikte işlevlerinin yerine getirilip
getirilmediği, ne kadar izleyiciye/araştırmacıya ulaştıkları ve
hepsinden önemlisi yeni kuşakların ilgisini çekip çekmedikleri uzun
yazılar ve tartışmaların konusudur. Zaman özel müzelerin ve üniversite
müzelerinin kurulmasından yana akmıştır.
Durum böyleyken, “Hacettepe Sanat Müzesi’nin sanata, sanatçıya ve
yaşadığı topluma karşı görev ve sorumlulukları hayli ağırdır. Bu nedenle
kendine, ‘yüzü ileriye dönük’ bir müzecilik anlayışını hedeflemiştir.”
Bu fikirden yola çıkarak üçüncü süreli sergimiz ile sanatseverlere
kendimiz unutturmadan, duvara astığımız resimlerin yerini ve çivi
sayısını ezberlemeden yeni bir oluşumla Hacettepe Sanat Müzesi ilk
açıldığı günün verdiği enerji ve geleceğe olan inancını sanat adına
yüksek tutarak yeni heyecanları “Koleksiyon 3” sergisi ile paylaşmak
istiyoruz. Türk Plastik Sanatları’nın çağdaş alanda seçkin örneklerinin
nabzını tutmak ve gençlerimizin sanatçılarımızı daha yakından tanımaları
için bir kez daha sizleri mekânına davet ediyor. Hacettepe Sanat
Müzesi’nin daha geniş bir alana yayılacağını umutla planlarken
beklentimizi yeniden vurguluyoruz: “Hacettepe Sanat Müzesi’ni yaşatma ve
yarınlara güçlü bir donanımla hazırlama ve aktarma görevi hepimize
düşüyor.” Geçen 3 yıllık süreç ve bu süreç içinde yaşatmaya çalıştığımız
üniversitemiz adına haklı gurur kaynağımız olarak müzemiz bu yıl TÜYAP
17. İstanbul Sanat Fuarı’nda “Koleksiyoner Kurum” ödülüne layık
görülmüştür. Yeni yürümeyi ve konuşmayı öğrenen bir çocuk için,
ülkemizin en eski ve ilk sanat fuarı tarafından verilen bu ödül bizi
onurlandırmıştır. Aslında bu ödül ne Hacettepe Üniversitesi’nin ne de
Hacettepe Sanat Müzesi’nindir. Bu ödül, eserleriyle müzemizin oluşumunu
sağlayan değerli sanatçılarındır. Bu ödülü onlara ithaf etmek isterim.
Hacettepe Sanat Müzesi’nin envanterine kayıtlı yapıtlarımızı “1,2,3…”
diye adlandırarak “süreli sergi” kapsamında sunmaya çalıştık. Mekânımız
ancak böylesi bir uygulamaya izin verdi. “Koleksiyon 3” daha çağdaş ve
soyut/soyutlama tavrında farklı bir seçki oldu. Sanatçılarımıza özverili
katkılarından ve Hacettepe Sanat Müzesi’ne göstermiş oldukları yakın
ilgi ve destekten dolayı çok teşekkür ederim. Ayrıca birlikte sorumluluk
aldığımız değerli arkadaşım Dilek Şener’e, danışma kurulumuzun değerli
üyelerine, tüm katalog ve promosyon ürünlerinin tasarlanmasında görev
alıp çalışan, özverili genç arkadaşlarıma, titiz baskıları
gerçekleştiren matbaamız personeline ve sorumluluk sahibi güvenlik
görevlilerimize içten teşekkürlerimi sunarım. İnanıyorum ki müzemiz
başarılı sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürecektir.
Prof. Hasip Pektaş
Hacettepe Sanat Müzesi Müdürü
Koleksiyon 2 Sergisi
Sunuş
Hacettepe
Sanat Müzesi 04 Ekim 2005 tarihinde ilk kez kapılarını sanatçılarımıza
ve sanatseverlere açarken hepimiz Başkent için gönlümüzde yatan bir
hayale, soluk alıp verdigimiz kent için çagdaş, gelecegi hedefleyen ve
yaşayan bir müzenin kurulmasına tanıklık ettik. Diger bir deyişle
üniversitemizin bünyesinde yeni dogan ve soluk almaya başlayan sanat
müzemizle yaklaşık bir yıldır önemli bir boşlugu doldurarak ve her geçen
gün sanatçı dostlarımızın özverili destekleriyle koleksiyonunu
yenileyerek ve zenginleştirerek yarınlara dogru yol almaya verdigimiz
kararın bugün “Koleksiyon 2” sergisiyle ne kadar yerinde olduguna
inancımız artmıştır.
Türkiye’de öncelikle İstanbul merkez olmak üzere Batı anlamında önemli
müze örnegi olarak 19. yüzyıldan başlayarak bugünlere gelen Mimar Sinan
Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne baglı Resim Heykel Müzesi “üniversite
müzesi” olarak hem koleksiyonu hem de sanatsal anlamda gerçekleştirdigi
temalı sergileri ve etkinlikleriyle zaman zaman kesintiye ugrasa da
hepimizin bildigi yakından tanıgı ilk örnek. Bizim hayalimiz ise
Hacettepe Üniversitesi’nin güzel sanatlar altyapısı olmasından hareketle
daha çagdaş, kesintiye ugramadan kapılarını her zaman izleyiciye açık
tutan kendini yenileyen ve ilklere imza atan bir müzenin temelini
atmaktı. Gerek üniversitemiz bünyesinde bulunan gerekse şehirden yada
şehir dışından gelen izleyicilerimizden edindigimiz sıcak yaklaşımlar ve
müzemizi ziyaret ederek verdikleri destek katlanarak bugünlere
ulaşmıştır. İlklere imza atmak konusundaki girişimimizin en güzel ve
takdir gören örnegi ise 22 Haziran – 14 Temmuz tarihleri arasında
2005-2006 Ögretim yılı Güzel Sanatlar Fakültesi mezunlarımızın
“Mezuniyet Sergisi-2006” yı müzemizde gerçekleştirdik. Sanatta attıkları
yeni adımlarında ögrencilerimizi hayata hazırlarken müzemizin kapılarını
onlara açarak genç sanatçılarımızın ilk sergilerinde yanlarında olmanın
gururunu yaşıyoruz. Söz konusu Çagdaş Sanat Müzesi olunca gençlerimizle
başladıgımız bu yolculukla gelecegin kültürel ve tarihsel mozaiginin
bugünden oluşturmaya başlayarak yeni degerleri ortaya çıkarmak, onları
desteklemek, yapıtlarını sergilemek ve böylece ülkenin günümüz sanatının
nabzını tutarak yarınlara ulaşabilecegimize olan inancımız büyüktür.
Toplumun her alanına donanımlı ve deneyimli bireyler yetiştirmek olan
Hacettepe Üniversitesi’nin “çagdaş” bir sanat müzesinin oluşumunu ve
gelişimini desteklemesinin başında da üniversitenin her alanda yüzünü
hep ileriye dönük tutan bireylerinin kültür ve sanat alanında görsel ve
zihinsel zenginliginin nitelikli olarak oluşması ve yetişmesi
yatmaktadır.
Hacettepe Üniversitesi olarak Türk Plastik Sanatları’na verdigimiz önem
ve başta da belirttigimiz gibi önemli örneklerini İstanbul’da gördügümüz
ve daha sonra Başkent’teki Resim Heykel Müzesi’yle devam eden oluşumun
gelişim haritasındaki aksaklıkları da göz önüne alarak kalıcı ve
kapıları her zaman açık bir müze kurmak ve yaşatmak ilkesiyle yola
çıktık. Bu baglamda bir müzenin kurulması kadar içinde taşıdıgı
degerlerin yani koleksiyonunun da önemli olduguna inancımız
dogrultusunda oluşturdugumuz danışma kurulumuzla bir koleksiyon
politikası ve vizyonunda ilerlemekteyiz. Koleksiyonumuzu geliştirirken
onu yaşatmanın ve gelecege gerçek degeriyle hazırlamanın inancıyla
ilerliyoruz. İlk müzeciligin temelinin atıldıgı günlerden bugünlere
sanat tarihi açısında da yeterince müzelerimize önem verilmedigini
düşünerek ve bu bilinçle hareket ederek belgelemeye yönelik
çalışmalarımızda ve Türk Plastik Sanatları’na ait tarihsel verileri
müzemizde toplama ve degerlendirme çalışmalarına da öncelik
tanımaktayız. Bu bilinçle geçen bir yıllık zaman içerisinde daha önceki
müze Kitabımızda da duyurdugumuz gibi “Koleksiyon 2” sergimizi
belgeleyerek ve sergilemeye hazır duruma getirerek sizlere sunmaktayız.
Bugünün çagdaş müzelerinin kimliginin üç ana hedefi olan araştırma,
koruma ve iletişime yönelik çalışmalarımız gelecek yıllarda da kesintiye
ugramadan devam edecektir. Son sözümüz yine Hacettepe Üniversitesi
olarak gelecege aktaracagımız sanat bellegimizin “yarın bugünden
kurulur” felsefesinden hareketle şehrimizde bir öncü olacagına, sanatı
ve sanatçıları her alanda çatısı altında barındırıp destekleyecegine
olan umudumuz yeşermeye başladıgını vurgulayarak, Hacettepe Sanat
Müzesi’nin gelecekte gerçekleşecek olan yeni sergileri ve projeleriyle
sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam edecegini, Başkentimizdeki Çagdaş
Sanat Müzeciligi’nin ilki ve daha sonraki atılımların öncüsü olacagını
yeniden belirtmek isterim.
Gelecegimizin sanatla dolu olması dilegiyle…
Prof. Dr. Tuçalp Özgen
Rektör
Bir Müzeye Sahip Çıkmak
Modern
sanat müzelerinin amacı, kültürel ve tarihsel değeri olan sanat
eserlerini meydana çıkarmak, onları sergilemek, sanat konusunda toplumu
eğiterek bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Hacettepe Üniversitesi de
bu temel amaçlar doğrultusunda bir sanat müzesi kurmuştur. Bir eğitim
kurumunun içinde doğup büyümeye çalışan, bir çekim merkezi ve küçük bir
eğitim mekanı olmaya aday müzemiz bugün bir yaşını doldurmanın gururunu
taşımaktadır.
Devlet
Resim ve Heykel Müzesi’nin kapalı olduğu bir Başkent’te Hacettepe
Üniversitesi’nin bu anlamlı çabası alçakgönüllü bir başlangıç olmakla
birlikte aslında yürekli bir çıkıştır. Bu çıkış, bilim, teknoloji ve
sanatta üst düzeyde eğitim vermeyi, ülkeyi geleceğe hazırlamayı misyon
edinmiş bir üniversitenin yakın çevresinden başlayarak sanatı topluma
ulaştırmayı üstlenmesidir.
Müzecilik
konusunda hiçbir deneyimi ve birikimi olmayan bizler ise bu anlamlı
çabaya katkı vermek için yola çıktık. İlk önce müzecilik konusunda
deneyimi olan kişilerle görüştük. Müze kuruluşu için gerekli olan
bilgileri toplayarak işe başladık. Kültür Bakanlığı’nın ilgili
birimleriyle iletişime geçip, taslak bir yönetmelik hazırladık. İşin
önemine ve ciddiyetine inanan bir Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu
oluşturduk. Müzemizin elit bir müze olması için verdikleri değerli
katkılardan dolayı üyelerimize çok teşekkür ederiz. Kurulumuzla
yaptığımız toplantılarda Üniversitemizin ilgili bölümleri ile işbirliği
yaparak çağdaş ve güncel sanatın seçkin örneklerini sergilemeyi,
tanıtmayı, kültürel ve güncel sanat etkinlikleri düzenlemeyi amaçımıza
koyduk. Bunun için toplumumuzun kültürel ve sanatsal geçmişini, çağdaş
kültür ve sanatını yansıtan eserleri müze koleksiyonlarına katmayı, Türk
plastik sanatlarını ve sanatçılarını sergiler düzenleyerek tanıtmayı,
ulusal ve uluslararası benzer amaçlı kurumlarla işbirliği yapmayı, diğer
müzelerden, kurumlardan ve özel koleksiyonlardan eserler alarak
sergilemeyi, toplumda estetik, kültür ve sanat bilincini
yaygınlaştırmayı, yeni kuşakların sanat eğilimlerini bilimsel
yöntemlerle görsel olarak beslemeyi ve sanat yeteneklerini teşvik etmeyi
hedef edindik. Ve nihayetinde Üniversitemiz Senatosunun olurları ve
Yönetim Kurulu'nun 07.09.2005 tarih ve 2005-1133 sayılı kararıyla
Hacettepe Sanat Müzesi kuruldu.
Daha sonra
Danışma Kurulu’nun belirlediği sanatçılarımıza ulaşıp, üniversitemizde
filizlenmekte olan bu güzel çabaya onların da katkı vermesini istedik.
Bu çağrıya öylesine heyecanla destek verdiler ki ümitlerimiz, coşkumuz
bir kat daha arttı. Sanatçılarımızı ziyaret edip, bu erdemli
davranışları için teşekkür ettik. Onları yormadan yapıtlarını elden
teslim aldık. Onların da en az bizim kadar heyecanlı, istekli ve katkıda
bulunmaktan mutlu olduklarını gördük. Sanatçılarımızın o içten
katılımlarına tanık olmak çok güzel ve çok özel bir duyguydu. Belki de
onları geleceğe taşıyan biraz da bu özellikleriydi. Hepsine içten,
yürekten teşekkür ederiz.
Sanat
Müzesi açıldığında gerek sanat çevresinden gerekse üniversitemiz
mensuplarından övgü dolu sözler duyduk. Yapıcı eleştirilerini dinledik.
“Neden bizim eserimiz yok” diye sitem eden sanatçı dostlarımızın
hoşgörüsüne sığındık. Genç üniversite öğrencilerinin ilgiyle müzeyi
gezmelerini gözledik. Şüphesiz bunlar müzemize sahip çıkmanın birer
göstergesiydi. Umutlandık, fakat fazlasını yapmalıydık. Geleceğimiz olan
gençlerimize özellikle çocuklarımıza ulaşmalıydık. Çok azına da olsa
müze kültürünü aşılayabilirsek, sanata olan ilgilerini diri tutabilirsek
onları geleceğe yapıcı, yaratıcı ve barış içinde hazırlarız diye
düşündük. Önce Üniversitemiz içinde bulunan ilkokul ve anaokulundan
başlayarak Ankara’daki tüm ilköğretim, ortaöğretim kurumlarına haber
verdik. İlk ziyaretçi grubumuz Beytepe Anaokulu’ndan 4-6 yaşlarındaki
cıvıl cıvıl miniklerdi. Öğretmenlerinin kontrolunda ilgiyle eserleri
izlediler, espiri dolu yorumlar yaptılar, sorular sordular. Arkasından
sıra geleceğin sanatçılarının, mühendislerinin, doktorlarının, iş
adamlarının müze ortamında resim yapmalarına gelmişti. Belki de ilk defa
sanatı, sanat ortamını burada teneffüs ediyorlardı. Bizler ailelerimizin
çocuklarının ellerinden tutup müzeye getirmelerini beklerken bundan
sonra belki de bu sevimli yavrucaklar anne babalarını buraya
sürükleyeceklerdi.
Önceden
hazırlıklar yapılmış, yerlere battaniyeler serilmiş, kağıtlar
hazırlanmıştı. Yerlere uzanıldı, boyalar açıldı, beyaz kağıtlarda
renkler uçuşmaya başladı. Bazıları müzedeki eserlerden esinlense de
herbiri kendi yorumunu yapmaktaydı. Hiç benzetme kaygısı taşımadan
içten, çocukca oyunlarını sürdürdüler. Bizler ise keyifle onları
izledik. Usta sanatçılarla yarışacak bu güzel çalışmaların müzemizde
sergileneceğini duyunca daha da coştular, aldıkları müze kataloglarıyla
bu güzel ortamdan mutlulukla ayrıldılar. Şüphesiz onları başka okulların
ziyaretleri de takip etti. Bunlar bize pozitif enerji veren şeylerdi.
Müzemizin yerini, yolunu bilmeyen bazı hocalarımız olsa da buranın bir
çekim merkezi haline gelmesi için yapacağımız daha çok şey var. Tüm
temennimiz hocalarıyla, personeliyle ve öğrencileriyle üniversitemizin,
sanatçılarımızın ve sanatseverlerimizin müzemize sahip çıkması, katkıda
bulunması, geleceğe taşımasıdır.
Prof.
Hasip Pektaş
Hacettepe Sanat Müzesi Müdürü
Yeni Bir Sanat Müzesi Kurmak…
4 Ekim 2005 tarihinde müzemizin kapılarını açarken, yalnız Ankara’nın
değil öncelikle merkez dışındaki şehir yerleşimlerine açık ve sanat
hizmeti sunan bir mekan olmayı hedeflediğimizi belirtmiştik. Geleceğin
sanatseverlerine nitelikli bir görsel bellek hazırlamak istediğimizi
vurgulamıştık. Hacettepe Sanat Müzesi’nin konuşulan ve paylaşılan
hayallerin ötesine geçerek, kararlılıkla ilerlemiştir. Bu nedenle bugün
içinde dolaşarak son elli yılın sanatına ve sanatçılarına tanıklık eden
“Koleksiyon II” sergisinin oluşmasını sağlayan ilkelerimizi yeniden
anımsamakta yarar var:
“Genel anlamıyla müze -ki bu tanımlama Uluslararası Müzeler Konseyi/ICOM
tarafından yapılmıştır- kültürel değer taşıyan unsurlardan oluşan bir
bütünü çeşitli biçimlerde korumak, incelemek, değerlendirmek, özellikle
halkın beğenisinin yükselmesi ve eğitimi için sergilemek amacıyla kamu
yararına yönetilen sürekli kurum” olarak açıklanır diye belirtmiştik.
Geçen süre içerisinde Hacettepe Sanat Müzesi sanatçılarımızın içten ve
samimi desteğini aynı zamanda müzemizi ziyaret edenlerin duygusal ve
anlamlı izlenimlerini de yanına alarak kesintisiz hizmetiyle müze
tanımının içinde gizlenen anlamın sırrını kendi vizyonunun çehresine
katarak bugünlere gelmiştir. Diyeceksiniz ki, bir yıl gibi bir süreçte
bunları söylemek hatta bu kadar iddialı sözlerle daha ikinci “süreli
sergide”, söz yerindeyse “ahkam kesmek” için çok erken… Olabilir! Ama,
burada önemli olan bu müzenin fiziki şartları ve eleman gücü ne kadar
kısıtlı olursa olsun arkasına sanata destek veren ve sahip çıkan bir
üniversitenin bünyesinde yaşamaya başlamasının altını önemle çizmek
gerekiyor. Verilen desteğin mütevazı sınırlarını özveriyle aşarak
oluşmaya başlayan koleksiyonuyla söylenen sözlerin ne kadar iddialı ve
yerinde olduğunu kalıcı ve ayrıcalıklı yapıtlarla oluşan “Koleksiyon II”
sergisi göstermektedir. Bu sergi sunumuyla ve çağdaş yaklaşımı ile
klasikten enstalasyona varan tavrıyla farklı disiplinlerin aynı çatı
altında nefes almasına olanak tanımıştır. Söz koleksiyonun
oluşturulmasına gelmişken, sanatçılarımızın desteğiyle geleceğe
nitelikli bir müze bırakmak için oluşturduğumuz müzemizin koleksiyon
politikasının belirlenmesinde ön yargısız ve tarafsız danışma kurulumuz
büyük payı bulunmaktadır. Ortak alınan karalar çerçevesinde Hacettepe
Üniversitesi yaşadığı ve onu besleyen şehre karşı sorumluluklarını
bilerek ve bu şehrin bir Başkent olması bilinciyle Hacettepe Sanat
Müzesi’nin nitelikli koleksiyonunun oluşmasında danışma kurulunun aldığı
kararlara sonsuz saygı göstererek attığı her adımı gerçekleştirmektedir.
“Müzemizin yaşadığı şehrin ‘görsel-kültürel’ yapısına farklı bakış açısı
kazandırma gibi bir hedefi varsa ve buna müze olarak seçilen mekanın
fiziki şartları elverdiğince uygun hale getirilerek nefes alacağı
şehirde sanat için eksiklikleri giderme “misyonu”nu da eklersek…” diye
sözlerimize devam etmiştik. Bir sene gibi kısa bir süreç içerisinde
böylesi bir misyonu gerçekleştirmek için değil yürümek adım atmak bile
imkansız olabilir. Bunun farkındayız! Ama, müzemizin açıldığı günden
itibaren gerek mekanın gerekse sanatımızın ve sanatçılarımızın tanıtımı
için seçtiğimiz hedef kitle olan çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik
girişimlerimizin sonuçları, beklediğimizden daha olumlu ve müze eğitimi
konusunda farklı yolları denemek için zemin hazırlayıcı olmuştur. İl
Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdiğimiz mektupların ve sanatçılarımıza
ait afişlerin yanıtı hemen gelmiş ve yaklaşık 1000’i aşkın anaokulu,
ilköğretim, orta ve lise olmak üzere çocuklarımız ve gençlerimiz daha
doğrusu Türkiye’nin yarınları müzemizi ziyaret etmiştir. Ziyaret eden
okullarımız bizim hedeflediğiz yani şehrin merkezinden değil daha sınıra
yakın ve merkezden uzak ilçelerden olması ve ilginin oldukça yüksek
olması da değinilecek bir diğer önemli konudur. Bu ilçelerimiz arasında
Altındağ, Mamak, Etlik’ten gelen öğrencilerimiz bizi memnun etmiştir.
“Üniversitemize, yaşadığımız topluma sunacaklarımız/kazandıracaklarımız
ve bugüne kadar göz ardı edilip üzerinde pek de durulmayan müzenin
yapılanması, içinde bulunan koleksiyonun envanterlenmesi ve geleceğe
yönelik tüm aktarımların geçmişten/ bugünden gelecek nesillere ışık
tutması, bilgi vermesi, sanat dallarının en iyi örneklerini sunması,
çağdaş bir yeni neslin görsel ve bununla birlikte kültürel belleğinin
oluşmasında üzerimize -müzecilik adına- düşenlerin altını iyice çizmek
gerektiği kanısındayız.” Atını çizeceklerimizin somut göstergesi
duvarlardaki resimleri izleyerek ve heykellerle ayni boşluğu paylaşarak
gezen çocuklarımızın ve gençlerimizin yüzündeki bazen hayrete bazen de
hayranlığa varan duygu titreşimlerini boşluğa bırakarak mekanı terk
etmeklerini görmek ve daha sonra özellikle aileleri ile tekrar müzemizi
ziyaret etmeleridir. Çocuklarımız ve gençlerimiz “yaşayan müze” olmayı
hedefliyoruz ilkemize, fiilen anlam katmıştır.
Çağdaş müzelerin , Türkiye’deki konumu ve yerinin belirlenmesinde
“yaşayan müze” ilkesinin ışığında kurulan Hacettepe Sanat Müzesi, görev
ve sorumluluğunun bilinciyle eyleme dönüşen her düşüncenin arkasında
olup; öncelikle Başkent sanat ortamına yeni bir soluk kazandırmak için
“müzecilik” konusuna önem vermektedir. “Çağdaş Müze” kimliğinin oluşması
ve bunun altında yatan bugünün geleceğe aktarılması özünden beslenerek
gelecek adına koleksiyonunu oluşturmaktadır.
Yeniden tekrarlıyoruz Türkiye’de IX. yüzyıldan günümüze önemli örnekleri
ilk olarak İstanbul’da karşımıza çıkan, kurulma amaçlarının başında
plastik sanatlar alanındaki somut verilerin bir araya getirilmesi,
sergilenmesi ve korunup gelecek kuşaklara aktarılması görevlerini
üstlenen sanat müzelerimizin sayısı, ülke nüfusu ve il sayısı
düşünüldüğünde minimum ölçekte kalmıştır. Bununla birlikte işlevlerinin
yerine getirilip getirilmediği, ne kadar izleyiciye/araştırmacıya
ulaştıkları ve hepsinden önemlisi yeni kuşakların ilgisini çekip
çekmedikleri uzun yazılar ve tartışmaların konusudur. Zaman özel
müzelerin ve üniversitesi müzelerinin kurulmasından yana akmıştır.
Durum böyleyken,
“Hacettepe Sanat Müzesi’nin sanata, sanatçıya ve yaşadığı topluma karşı
görev ve sorumlulukları hayli ağırdır. Bu nedenle kendine, “yüzü
ileriye dönük” bir müzecilik anlayışını hedeflemiştir.” Bu fikirden yola
çıkarak ikinci süreli sergimiz ile sanatseverlere kendimiz unutturmadan,
duvara astığımız resimlerin yerini ve çivi sayısını ezberlemeden yeni
bir oluşumla Hacettepe Sanat Müzesi ilk açıldığı günün verdiği enerji ve
geleceğe olan inancını sanat adına yüksek tutarak yeni heyecanları
paylaşmak, Türk Plastik Sanatları’nın yakın tarihinin seçkin
örneklerinin nabzını tutmak ve gençlerimizin sanatçılarımızı daha
yakından tanımaları için bir kez daha sizleri mekanına davet ediyor.
Hacettepe Sanat Müzesi’nin daha geniş bir alana yayılacağını umutla
planlarken beklentimizi yeniden vurguluyoruz: “Hacettepe Sanat Müzesini
yaşatma ve yarınlara güçlü bir donanımla hazırlama ve aktarma görevi
hepimize düşüyor.”
Öğr.
Gör. Dilek
Şener
Hacettepe Sanat Müzesi Müdür Yrd.
Koleksiyon 1 Sergisi
Sunuş
"Hacettepe Sanat Müzesi"nin bir hayalden yola çıkarak, bugün başarıyla gerçege dönüşmesinin gururunu yaşıyoruz. Eşim Sayın Prof.Dr. Canan Özgen’in üniversitesinde bir bilim müzesi yapma hayali beni Hacettepe’nin güzel sanatlar altyapısı olması nedeniyle bu yöne iten en önemli neden oldu diyebilirim. Öncelikle, müzemizin ilk temelinin oluşmasında ve gerçege dönüşmesinde büyük bir istek ve sabırla mücadele veren gerçek bir sanat ve sanatçı dostu olan çalışma arkadaşım Prof. Dr. Ahmet Gögüş'ü minnetle ve saygıyla anıyorum. Hacettepe Üniversitesi olarak gelecege aktaracagımız sanat bellegimizin "yarın bugünden kurulur" felsefesinden hareketle şehrimizde bir öncü olacagına, sanatı ve sanatçıları her alanda çatısı altında barındırıp destekleyecegine olan umudumuz yeşermeye başlamıştır.
Müzenin oluşumunu pekiştiren nedenlerin başında Hacettepe Üniversitesi'nin her alanda çagdaş ve yüzünü hep ileriye dönük tutan bireylerinin, kültür ve sanat alanında da donanımlı olarak yetişmesi yatmaktadır. Bu nedenle müzemizde geçmişle bugünü buluşturup, gelecegin gerçek sanat bellegini oluşturmaya başlamanın heyecanını yaşıyoruz. Çagdaş bir "Sanat Müzesi" olma yolunda ilerlerken koleksiyonumuzun seçiminde ve biriktirilmesinde geçmişin kilometre taşlarına yer vermenin yanında, "Çagdaş Sanat Koleksiyonu" oluşturma çabasındayız. Yirmi beş yıl öncesinde kurulan Kültür Merkezi Sanat Galerimizde açılan sergiler, sanatçılarımızı desteklemenin yanı sıra yeni nesilleri çagdaş sanatın seçkin örnekleriyle buluşturmuş ve geçen zaman içerisinde gerçek hedefimiz olan müzemizin kurulması için sanatçıların Üniversitemize verdigi hediye eserlerle bir birikimin oluşmasına neden olmuştur. Bunun dışında, sanat dostlarımızın katkıları da müzemizin zenginleşerek bugünlere gelmesini saglamıştır. Emegi geçen herkese teşekkürlerimi yeniden iletmek istiyorum. Özellikle müzenin yer aldıgı alan, Eczacılık Fakültesi'nin kullanılmayan depolarını böyle bir gaye için boşaltan o günkü Dekan Sayın Prof.Dr.Murat Şumnu'ya ve bu alanı kendi atölye ve personel olanakları ile bugünkü modern müze haline gelmesini başaran başta başkanları Sayın Rıza Topuz olmak üzere, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlıgı mensuplarına teşekkür ediyorum. Bundan sonra şehrimiz için sanat adına uzun ve soluklu bir yolculuga başlamış bulunuyoruz. Amacımız, gerçekleştirecegimiz her proje ile öncelikle Ankara'nın sanat ortamına kalıcı izler bırakabilmek ve sadece üniversitemizde okuyan gençlerin degil, Ankara, hatta çevre illerde yetişen yeni nesillerin sanat bilgisine kolaylıkla unutulmayacak görsellikler kazandıracak girişimlerde bulunmak olacaktır. Müzemizin oluşumunda sanatçılarımızdan aldıgımız sıcak ilgi ve destek tüm bu umutlarımızın gerçekleşmesinde ve Hacettepe Üniversitesi'nin ilerici duruşunu desteklemekte etkin olmuştur.
Sanatçı dostlarımız çagrımıza gönüllü olarak öyle çok destek verdiler ki, maalesef eserlerin tümünü bir defada sergilemek imkansız oldu. Bu nedenle Seçici Kurul Koleksiyon I, Koleksiyon II, III. gibi birbiri ardına açılacak sergiler planlamak zorunda kaldı. Sanatçılarımızın bizi anlayacagına inanıyorum.
Hacettepe Sanat Müzesi, gelecekte gerçekleşecek olan yeni sergileri ve projeleriyle sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam edecek; bu alanda Başkentimizdeki Çagdaş Sanat Müzeciligi'nin ilki ve daha sonraki atılımların öncüsü olacaktır. Gelecegimizin sanatla dolu olması dilegiyle…
Prof. Dr. Tunçalp Özgen
Rektör
Sanat Müzelerinin Tarihi Kimlikleri
Ve Sorumlulukları Üzerine
Doç. Dr.
Zeynep Yasa Yaman
Doğa nesnelerini ve sanat yapıtlarını saklama
geleneği eski olmakla birlikte müzecilik kavramı 18.
yüzyılda ortaya çıkmış, 20. yüzyılda
araştırmaların ve teknolojinin gelişimi konuya
bilimsel olarak yaklaşmayı gerekli kılmıştır.
Görülmektedir ki, müzelerde, sanat ve bilim birlikteliği
tarihin en eski çağlarından bu yana içiçedir
Bugün müzeler biçim, içerik
ve işlev açısından farklılıklarını,
düşüncelerini, özgünlüklerini, kısaca
kimliklerini ortaya koymayı önemsemekte, bu tutumlarını iki
yönteme başvurarak belirginleştirmektedirler: Müzebiliminin
interdisipliner yaklaşımı ve arkeolojik/sanat /tarihsel çalışmalar.
Bir yapıtın müze mekanındaki varlığı ile
galerideki varlığının en temel farkı, müzelerin
disiplinlerarası bilgi ile donanmış ve bu bilgiyi sürekli
güncelleme zorunluluğunun yanısıra, malzemesini
depolama, tanımlanma, kimliklendirme, bunun için tarih,
sanat tarihi (müzografi) ve müze bilgisine dayalı zorlu
bir çalışmayı başarma, yapıtları korumak,
onlara bakmak, gerekirse onarmak için gerekli fiziksel, teknolojik
ve çağdaş bilimsel koşulları sağlama,
ve tüm bu birikimi müzebilimsel açıdan kuramsal
bir çerçevede konumlandırma sorumluluğu belirler. Öte
yandan yapıt, bir sergi mekanının değil bir koleksiyonun
parçası olarak da müzede, sanat galerisinde olduğundan
daha farklı bir anlam ve önem taşır.
..................................................................................................................................................................
Metnin tamamı için >>>
Çağdaş Sanat Müzelerine Doğru…
Dilek Şener
Hacettepe Sanat Müzesi'nin oluşum süreci ve bunu besleyen temel düşünceler doğrultusunda biriken koleksiyonu ile toplumda entelektüel bir bakışı/kültür birikimini temsil eden "müze" kavramının bugüne kadar yayınlanmış çeşitli yazılardaki görüşleri, bu başlık altında -sınırlı da olsa- derleyip, toparlamamız için bir zemin oluşturdu. Ne ölçüde başarılı oluruz? Bu tartışılır! Müzemizin yaşadığı şehrin "görsel-kültürel" yapısına farklı bakış açısı kazandırma gibi bir hedefi varsa ve buna müze olarak seçilen mekanın fiziki şartları elverdiğince uygun hale getirilerek nefes alacağı şehirde sanat için eksiklikleri giderme "misyonu"nu da eklersek; "neden müze?", "müze nedir?" ve "neden gereklidir?" sorularına yanıt arayarak biraz da olsa zihinlerde oluşan bulutlanmaları aralamak gerektiğine inanıyoruz.
....................................................................................................................................................................
Metnin tamamı için >>>